Biberiye bitkisi Rosmarinus officinalis olarak adlandırılıp Lamiaceae familyasındandır. Anayurdu Akdeniz havzası olup ülkemizde Batı ve Güney Anadolu kıyı şeridinde yetişen, çok yıllık çalı görünüşlü bir bitkidir. 2 mye kadar boylanabildiği ve kışın yapraklarını dökmediği için bahçelerde süs ve çit bitkisi olarak yetiştirilmektedir.Biberiye yağı, biberiye bitkisinin yapraklarından buhar distilasyon yoluyla elde edilen bir yağdır.Biberiyenin içerdiği uçucu yağlar arasında başta borneol olmak üzere linalol, kamfen, sineol ile kafuru ve bitkide ayrıca tanen, reçine ile diğer etkili maddeler vardır.

FAYDALARI:

  • Biberiye uçucu yağının içeriğindeki linalol ve diterpenlerden dolayı antibakteriyel ve antiviral enfeksiyonlarla mücadele eder.
  • Biberiye uçucu yağının bileşiminde bulunan borneol spazmolitik etki gösterir.Bu etkisi mide,bağırsak ve safra rahatsızlıklarında etkilidir.
  • Yağda bulunan rosmarinik asit mantarlara ve Candida hastalığına karşı etkilidir.
  • Yağın bileşimindeki karnasol,karnosik asit ve rosmanirik asitten dolayı antioksidan etkisi; güçlü bir yaşlanma karşıtı etkiye sahiptir, özellikle ciltte meydana gelen bozulmalara ve UV kaynaklı hasara karşı koruma sağlayabilir.
  • Biberiye uçucu yağının antimikrobiyal etkisine dayanarak akne tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir.
  • Yağın içeriğinde bulunan kafur nedeniyle;dolaşım ve sinir sistemi üzerinde ve özellikle vasküler sinirler üzerinde genel bir tonik etki meydana getirir.Kan dolaşımını düzenler.
  • Cilt üzerine düzenli uygulama sonucu kan dolaşımını düzenleme etkisi sıkılaşmış bir cilt oluşumu da sağlar. Fazla açılmış gözeneklerin zamanla kapanmasına yardımcı olan biberiye uçucu yağı cilt bakımında da sıkça kullanılmaktadır.
  • Biberiye aromaterapisi yüksek kortizol (stres hormonu) seviyelerini düşürür. Biberiyenin aromasının antidepresan ve zihin açıcı etkileri gözlenmiştir. Kronik anksiyete sorununa karşı etkili olabilir. Kaygı giderici ve sakinleştiricidir.
  • Yağın içeriğindeki karnasol bileşimi kas ağrılarında etkilidir. Ağrıları hafifletmek için etkilenen bölgeye topikal olarak uygulanır. Baş ağrısı, migren, adet ağrısı ve mide kramplarına karşı da etkilidir.
  • Biberiyenin uçucu yağını solumak odaklanma, uyanıklık ve genel bellek kalitesi ve ikincil bellek faktörleri için performans artışı sağlayabilir.Hafızayı güçlendirici etkisi olduğu da belirtilmiştir.
  • İçeriğindeki triterpenlerden kaynaklı antioksidan özelliği sonucu; biberiye uçucu yağının koklanması durumunda solunum sistemi sorunlarını önler, ellere, ayaklara biberiye yağıyla masaj yapıldığında bakteri, mantar gibi oluşumlar giderilir.
  • Topikal olarak seyreltilmiş biberiye uçucu yağı, yaralanmalarda ve romatoid artritte iltihaplanmanın azaltılmasına yardımcı olabilir.
  • Biberiye uçucu yağında bulunan karnosol iyileşme hızı en yavaş organ olan karaciğer dokusunun iltihaplanmasını önleyerek ve karaciğer tarafından salgılanan safra miktarını artırarak karaciğerin iyileşme hızını artırabilir.
  • Haricen kullanımı sonucu tatbik edilen bölgede kan akımını hızlandırıcı rubefasiyan etkisi nedeniyle selülit tedavisinde kullanılmaktadır.
  • Biberiye uçucu yağının stimulan etkisi nedeniyle saç köklerinin daha daha güçlü hale gelmesini sağlayarak saçların daha hızlı uzamasına yardımcı olur. Ayrıca, biberiye yağının, erken saç dökülmesini ve saçın grileşmesini yavaşlattığı düşünülmektedir.
  • Biberiye uçucu yağının masaj ve vücut yağı olarak kullanıldığında zayıflamaya yardımcı olduğu düşünülmektedir.
  • Kanser araştırmaları, biberiyenin hücre yenileyici etkisi söz konusudur. İçeriği karnosol, karnosik asit, ursolik asitler nedeniyle kanser oluşumunu engelleyici özelliğe sahiptir.
  • HIV hastalığında kullanımı, rosmarin ekstraktını oluşturan karnosol ve karsonik asit HIV virüsünün bulaşmasını engelleme konusunda etkinliğe sahiptir. Bunun yanı sıra hücrelere karşı herhangi bir toksik etkisi saptanmamıştır.
  • Araştırmalar sonucu biberiye uçucu yağının içeriğindeki 1,8 cineole,kafur ve α-pinen  karbon tetraklorür kaynaklı akut karaciğer hasarı olan hastalarda hepatoprotektif etki göstermiştir.
  • Biberiye uçucu yağı; cilde dıştan masaj yaparak ve ağız, burun yoluyla solunarak kullanılır, ancak ağız yoluyla içerek kullanılmaz. Zira biberiye uçucu yağı; ağrı giderici, kan dolaşımını hızlandırıcı, saç dökülmesini önleyici özellikleriyle harici olarak dıştan alınmayı gerektiriyor. 
  • Biberiye uçucu yağının zihin açıcı, solunumu düzenleyici etkisi içinse ağız, burun yoluyla solunması öneriliyor. Bunun için bir mendile birkaç damla biberiye yağı damlatılıp koklanır ya da cam bir kasenin içindeki suya birkaç damla biberiye uçucu yağı damlatıp oda kokusu olarak kullanılabilir.
  • Bununla birlikte ağrıyan kaslara, eklemlere masaj yapılarak sürülür ve depresif, stresli bir ruh hali içindeyken avuç içlerine, bileklere biberiye yağı sürülmesi önerilir. Ancak biberiye yağı çok keskin bir yağ olduğu için hangi sorun için kullanılacak olursa olsun kesinlikle azar azar damla damla kullanmanız gerekiyor. 
  • Bunlara ek olarak biberiye yağının hamilelerde, emzirme dönemindekilerde ve bebeklerde kullanılması önerilmiyor.
  • Ayrıca biberiye yağı esansiyel ve keskin bir yağ olduğu için alerjik bir reaksiyona sebep olup olmayacağının küçük bir alanda denenerek görülmesinde fayda var.

KAYNAKLAR:

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/18654909/

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/29682318/?from_term=Rosmarinus+officinalis+L.&from_pos=1

DOI: 10.1016 / j.heliyon.2020.e03303

https://www.mdpi.com/2304-8158/9/2/141

https://foodandnutritionresearch.net/index.php/fnr/article/view/1003

https://www.mdpi.com/2305-6320/5/3/98

https://jbiomedsci.biomedcentral.com/articles/10.1186/s12929-019-0499-8

https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S2225411017301281?via%3Dihub

https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0378874118314107?via%3Dihub

https://link.springer.com/article/10.1007%2Fs00210-016-1256-0

https://www.mdpi.com/1420-3049/22/12/2162

https://www.liebertpub.com/doi/10.1089/jmf.2019.0199

https://jbiomedsci.biomedcentral.com/articles/10.1186/s12929-019-0499-8

https://bmccomplementmedtherapies.biomedcentral.com/articles/10.1186/1472-6882-14-225